GÜNAH VE CEZA
İnsan Yüce Allahın yarattığı en değerli varlıktır. Buna rağmen yaratılışı gereği günah işlemeye de, sevap işlemeye de meyillidir. İnsanın fıtratı Allahın emirlerine uymaya, sevap işlemeye daha fazla yatkındır. Ancak fıtrattan ayrıldığı, değişik yollara daldığı zaman Allahın emrine karşı gelmiş, günah işlemiş olur. Allahın emrine uygun hareket edip ibadetle hayatını devam ettiren kişinin gideceği yer cennet olduğu gibi, nefsine uyan, cenabı Allahın emirlerine karşı gelen kişi de yaptığının cezasını görecektir.
Bu dünya bir imtihan yeridir. Yapılan hiçbir iyilik karşılıksız bırakılmaz, hiçbir kötülükte karşılıksız bırakılmaz. Cenabı Mevla Kur’anı Kerimde şöyle buyurmaktadır. “Kim zerre kadar iyilik yapmışsa onu görür. Kim de zerre miktarı hayır yapmışsa o da onu görür.” [1]
Cenabı Allah herkese akıl vermiş, irade vermiştir. İnsan aklıyla düşünür, iradesiyle seçer ve kararını verir. Dolayısıyla insan iyiliği de, kötülüğü de kendi iradesiyle yaptığından dolayı sorumludur. Zaten kişi irade dışı, zorlamayla ya da unutarak yapılan şeylerden mesul değildir. Bir de aklı olmayan kişilerde sorumluluk yoktur. Cenabı Allah o kişilere akıl vermediği için sorumlu da tutmamaktadır. Bunun dışında herkes yaptığı şeylerden sorumlu olacaktır. Ve yaptığı şeylerden sadece kendisi sorumlu olacaktır. Yani kimse bir başkasının yapıp ettiklerinden sorumlu olamayacaktır. Konu ile ilgili Ayeti Kerime şöyledir. “Ey İnsanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Ne babanın evlâdı, ne evlâdın babası nâmına bir şey ödeyemeyeceği günden çekinin. Bilin ki, Allah’ın verdiği söz gerçektir. Sakın dünya hayatı sizi aldatmazsın ve şeytan, Allah’ın affına güvendirerek sizi kandırmasın.” [2]
Ancak anne-baba evladından sorumludur. Onlara dinini öğretmedi ise, öğrenmek için imkânlar hazırlamadı ise bundan sorumlu tutulur. Kuranı Kerimde bu konuda şöyle buyurulmaktadır. “Ey inananlar! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun. Onun başında, acımasız, güçlü, Allah’ın kendilerine buyurduğuna karşı gelmeyen ve emredildiklerini yapan melekler vardır.” [3] Ancak anne-baba gerekli dini eğitimi vermiş, dinini öğrenmesi için imkânlar hazırlamış ancak evlat öğrendiğini yapmıyorsa o zaman başka. Anne-baba görevini yapmış sorumluluktan kurtulmuştur, artık sorumluluk evladın üzerindedir.
Evet, Ayeti Kerimelerde de görüldüğü gibi kimse kimsenin günahını yüklenmez, cezasını çekmez. Yani günahta cezada ferdîdir. O günahın muhatabı o günahı işleyen kişidir. Dinimize göre bu böyledir. Dinimizde aslî günah diye bir kavram da yoktur. Bu kavram Hıristiyanlara aittir. Onlara göre, Hz. Âdem cennette yasaklanmış meyveden yemek suretiyle günah işlemiş ve ondan sonra gelen bütün insanlar onun soyundan geldikleri için günahkâr olarak doğmaktadırlar. Hz. İsa’nın da insanları bu asli günahtan kurtarmak için çarmıha gerildiğine inanmaktadırlar. Tabi ki bu hem dinen, hem de mantıken yanlış bir itikattır.
Bir defa Peygamberler günah işlemezler. Bütün Peygamberler de İsmet sıfatı vardır. Yani bütün Peygamberler masumdurlar. Allah Teâlâ onları günah işlemekten korumuştur. Peygamberler ancak ‘zelle’ denilen küçük hatalar yapabilirler. Hz. Âdemin yapmış olduğu hata kendisini bağlar, çocukları onun hatasından sorumlu tutulamazlar. Dolayısıyla onun çocukları olan bütün insanların günahkâr olarak dünyaya gelmesi diye bir şey mevzu bahis değildir. Hatta bizim inancımıza göre bütün çocuklar İslam fıtratı üzere doğarlar. Anne-babası onu kendi dinine göre yetiştirerek şekillendirir, Yahudileştirir, Hıristiyanlaştırır ya da ateşperest olur. [4]
Şunu bir daha vurgulamak gerekir ki, insan günahsız, tertemiz olarak, İslam fıtratı üzere dünyaya gelir. Anne-babasının ve çevresinin telkinleriyle maddi-manevi hayatı şekillenir ve kişi yapmış olduğu işlerden ve amellerden sorumludur. Yaptığı iyiliklerin de, kötülüklerin de karşılığını mutlaka görecektir. Ve sadece kendi yaptıklarından sorumlu olacak ve hesaba çekilecektir. Cenabı Allah bizleri hesabını veremeyeceğimiz işleri yapmaktan muhafaza eylesin.
Remzi PEHLİVAN
Darıca Müftüsü
[1] -Zilzal 99/7-8
[2] -Lokman 31/33
[3] -Tahrim 66/6
[4] -Buhari H.No:1385, Ebu Davud H.No:4716




